AĞIR METALLERDEN BİOREZONANS İLE ARINMAK

ENFEKSİYONLAR
Mart 1, 2016
Baş Ağrıları
Mart 9, 2016

AĞIR METALLERDEN BİOREZONANS İLE ARINMAK

Civa ve pek çok ağır metal boyutlarının küçük olması nedeniyle vücuda kolayca girerler ve lizozomlar başta olmak üzere hücre içinde rahatça depolanırlar. Sinir sistemine de kolayca ulaşan bu ağır metaller, sinir sisteminin iletiminde görev yapan ranvier boğumları da dahil olmak üzere nörona yerleşerek, DNA çift sarmalının yapısına girerek DNA’yı bozabilirler. Bu durum hücreler arası iletişimin bozulmasından, hücre protein ve DNA yapısının bozulmasına kadar hücreye hasar verir.

Ağır metalleri vücudumuza nasıl ve ne şekilde alırız?
Civa; egzoz dumanı, sigara, bazı deniz ürünleri (özellikle derin su balıkları ve kabuklu deniz canlıları) böcek ilaçları, kontak lens solüsyonları, piller, bazı aşılar ve amalgam dolgular gibi birçok faktör aracılığıyla vücudumuza girer. Kronik yorgunluk, baş ağrısı, huzursuzluk, konsantrasyon ve öğrenme güçlüğünden Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara kadar birçok klinik tablo ile de karşımıza çıkabilir. Başta amalgam dolgulardan olmak üzere gıdalardan ve çevremizden aldığımız civa sağlığımız için büyük tehlike oluşturmaktadır.

Amalgam dolgunun vücuda zararı var mıdır?
Amalgam bileşenleri kana geçerek hücrelerimizde birikir, civa açığa çıkar, ortaya çıkan civa idrar ve feçes ile atılmaya çalışılır. Atılamayan civa iyonlarının dokularda birikmesi sonucu, hücre proteinlerinin yapısını bozulur, hücre metabolizması ve yapısı bozulur, sinir iletimi ve yapısı zarar görür. Yapılan araştırmalarda radyoaktif madde ile işaretlenmiş amalgam dolgunun hayvanların dişlerine yerleştirilmesini takiben, kısa süre sonra yapılan incelemelerde, civanın böbrek, bağırsak ve beyin dokusuna yerleştiği gözlenmiştir. Bu da amalgamın ne kadar toksik olduğunun göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Amalgam dolgular gümüş, bakır, çinko, kalay gibi metal tozlarının civa ile karıştırılması ile oluşan özel bir alaşımdır. Civa diğer metallere kolayca bağlanabilme ve bir arada tutabilme özelliğinden dolayı amalgam dolgularda %50 oranında bulunmaktadır. Dişe yerleştirilen tek amalgam dolgudan, çiğneme, diş fırçalama gibi mekanik yolla ve buharlaşma yolu ile her gün yaklaşık 15 mikrogram civanın serbest hale geçerek vücudumuza girdiği artık bilimsel olarak kabul edilmektedir. Bu oran diğer yollarla aldığımız civadan çok daha yüksek ve sağlığımız için tehlikelidir. İnhalasyon, mukozadan emilme gibi yollarla vücuda giren civa hayati organlarda birikmeye başlar. Hücre protein yapısı, metabolizmasını ve işleyişini bozar ve sonuçta birçok hastalık için zemin hazırlanmış olur.

“DİŞE YERLEŞTİRİLEN TEK AMALGAM DOLGUDAN, ÇİĞNEME, DİŞ FIRÇALAMA GİBİ MEKANİK YOLLA VE BUHARLAŞMA YOLU İLE HER GÜN YAKLAŞIK 15 MİKROGRAM CİVANIN SERBEST HALE GEÇEREK VÜCUDUMUZA GİRDİĞİ ARTIK BİLİMSEL OLARAK KABUL EDİLMEKTEDİR.”

Vücuttaki civa miktarını nasıl ölçebiliriz?
Kan ve idrarda civa konsantrasyonunu ölçerek dokulardaki civa miktarını öngörmek mümkün değildir. Civanın kandaki yarılanma ömrü üç gün olup hızlıca dokulara geçiş göstererek burada birikim gösterir. Bu nedenle kandaki civa miktarı sadece son günlerdeki civa maruziyetini gösterebilmektedir. Dokulardaki civanın yarılanma ömrü ise 15-30 yıl arasında değişmektedir. Bu da vücudumuzda depolanan civanın vücuttan yarısının dahi atılmasının uzun yıllar süreceğinin göstergesidir. Bazı insanlar kronik civaya maruz kalsalar da civa toksisitesi bulguları gözlenmemektedir. Toksisite gelişen grubun, kan selenyum düzeylerinin düşük olabileceği, barsak floralarının bozuk olabileceği ve son yapılan çalışmalarda apolipoprotein E4 allel gen taşıdıkları düşünülmektedir.

Civa, biorezonans sayesinde vücuttan atılabilir mi?
Birçok kronik hastalığının oluşmasında etken olan civanın, dokulardan ayrılarak vücuttan atılmasında biorezonans çok etkili bir yöntemdir. Ağır metal atılımında en önemli unsur detoksifikasyon organlarımızın hazır olması uygun bir şelasyon yapılmasıdır. Parkinson, multiple-skleroz gibi kronik ve ilerleyici hastalıklardan, kronik depresyon, dikkat dağınıklığı ve otizme kadar birçok hastalıkta ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılması tedavinin vazgeçilmez parçasıdır. Kliniğimizde biorezonans terapileri ile kişiye özel tedavi planlaması ile ağır metallerden hızlı ve güvenli bir şekilde kurtulmak mümkündür. Özellikle amalgam dolgu sökümü işleminde biorezonans terapisi ve uygun şelasyon kullanımı civanın dokuda birikimini engellemek için çok önemlidir.