OBEZİTE VE METABOLİK SENDROM

OTOİMMUN HASTALIKLAR
Mayıs 12, 2016
Basında
Mayıs 16, 2016

OBEZİTE VE METABOLİK SENDROM

“ZAYIFLAMAK İÇİN SADECE KALORİ MİKTARINI AZALTMAK YETERLİ OLMAZ. ÖNCELİKLE BESLENME ALIŞKANLIĞININ DEĞİŞMESİ VE İNSÜLİN DİRENCİNİN DÜZELTİLMESİ GEREKMEKTEDİR.”

 

OBEZİTE VE METABOLİK SENDROM

Son yüzyılda beslenme alışkanlığımızdaki büyük değişim, hazır ve katkı maddeli yiyecekler tüketimindeki artış, karbonhidrat ve rafine şekerin hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girmesi, buğday ve ürünlerinin yoğun kullanımı sonucu obezite ve metabolik sendrom sıklığında artış gözlenmektedir.

 

İnsülin nedir?

İnsülin; kas, yağ ve karaciğer gibi kan şekerini kullanan dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salınan bir hormondur. Şeker metabolizması için oldukça önemli olan bu hormon doğal olmayan, işlenmiş ve katkılı gıdaların aşırı şekilde kullanılmaya başlanması, hareketsiz yaşam, aşırı şeker tüketimi, genetik faktörlerden dolayı son yıllarda hücre düzeyinde tanınamayarak insülin direnci dediğimiz tablo gelişmektedir.

biorezonans ile obezite tedavisi

İnsülin direnci artarsa ne olur?

İnsülin direnci gelişmesi sonucu şekerin dokulara alınıp kullanılması zorlaşır, dokular tarafından kullanılamayan şeker nedeniyle pankreas kanda şeker düzeyini düşükmüş gibi algılayarak daha fazla insülin salgılar. Yüksek insülin hormonu yağ depolarının kullanımını engelleyerek, yağ yakılmasını azaltır; kan şekerini yağa çevirir, yağ dokusu dışındaki dokularda özellikle de beyin dokusunda insülin etkisi azalınca, organizma aldığı enerjiyi kullanmaktan çok yağ dokusunda depolama yönünde çalışmaya başlar. Böylece hem şeker metabolizması hem de yağ metabolizması bozulmaya başlar. Pankreas gereğinden fazla insülin üretmek zorunda kalır ve zamanla insülin ihtiyacını karşılayamaz hale gelir. Hareketsiz yaşam, rafine şeker ve karbonhidrat gibi hızlı emilen, şekere dönüşen ve kan şekerini hızlı yükselten gıdalar insülin direncinin gelişmesine zemin hazırlar. İnsülin direnci olan insanlar çabuk acıkır, çabuk yorulur, zamanla daha sedanter bir yaşam tercih etmeye başlarlar, çok yedikleri zaman daha çok insülin salgılanır, az hareket ettikçe daha çok insülin direnci gelişir.

 

Biorezonans ile obezite tedavisi mümkün müdür?

Obezite ve metabolik hastalığı olan çoğu hastada insülin direnci görülmektedir. Zayıflamak için sadece kalori miktarını azaltmak yeterli olmaz. Öncelikle beslenme alışkanlığının değişmesi ve insülin direncinin düzeltilmesi gerekmektedir. Yediğimiz besinlerin kalori miktarı aynı olsa da vücutta metabolize edilerek kullanılmaları çok farklıdır. Bu yüzden beslenme alışkanlığı, bağırsak florasının düzeltilmesi, detoksifikasyon yapan organlara destek verilmesi obezitenin tedavisinde oldukça önemlidir. Ağır metaller çoğunlukla yağ dokusunda depolandıkları için vücut kendini korumak için metabolizmayı yavaşlatarak kilo vermeyi durdurma eğilimi içinde olabilir. Ağır metaller için şelasyon yaparak biorezonans metodu ile vücuttan uzaklaştırılmalarını sağlamak, obezite tedavisinde hem sağlık hem de hızlı kilo vermek için çok önemlidir. Besin allerjilerini tespit ederek tedavi etmek, kilo vermeye dirençli olan hastalarda çok etkilidir. Kliniğimizde obezite ve metabolik sendrom bütünsel olarak ele alınarak, genel tıbbi muayene ve gerekli kan tahlilleri yapılır. Takiben biofiziksel olarak allerjiler, ağır metaller, toksik madde yükleri tespit edilir. Biorezonans terapisi ile tedavi edili. Bağırsak florası öncelikli olmak üzere tüm organ ve metabolizma destekleri sağlanır. Kişiye özel, yaşam tarzına uygun diyet ve egzersiz programları tedavisine entegre edilir.

 

Uzmn. Dr. Yeliz Bakuy